ayaklar üzerine ayaksız köy işi bir deneme...
çoraba sponsor almakla nereye kadar...
dostun başa düşmanın ayağa baktığı köyümüzde, başların ayak; ayakların baş olduğu şu sakarya günlerinde ayağa patmaz mı çakıl taşı ...
güpe gündüz köy meydanında öldürülen kişinin değil ayağının, ayağındaki kunduranın lak lakının yapıldığı, kösele imalatçılarının tartışamaya çekildiği, kişi hak ve hürriyeti babında idamın kaldırıldığı binaaleyin onurumuzun kışağıyla okşandığı bir dönemden kitlesel idama geçildiğini köyün dELisi olarak duyurmayı bir iş bir sorumluluk değil boş boğazlık olarak görmekteyim.

kitlelerin haber alma hakkının idamının meşru olmadığı gibi yasal da olmadığı -ki, evukatlar daha eyi bilir- ama uygulandığı şu saçmasapan zamanlarda, hakimin karşısında kalemin kırılması gibi kitleye global köyümüzden haber veren ellerin elindeki kalemin kırıldığı yani kitlenin idam edildiği şu garip şehirleşmeyle köyümüzde sayfa sayfa betonlaşmanın alıp yürüdüğünü üzülerek ki üzülürken de şehrin pis sularının da köyümüzün suyuyla aklanmaya çalışıldığını fark etmiş bulunmaktayım.
kireç oranını yükselterek çamaşır makinası ve calgon üreticilerine değirmen suyunun bağlandığı kanımıza karışan H2O 'nun içine edildiğini ve kitlesel bir zehirlenmeye tabii tutulduğumuzu üzülerek siz değerli ihtiyar hayetine bildiriyorum.

H2O suna sahip çıkamayan köylerin bugün nasıl susuzluktan kırıldığı siz değerli heyetimizin malumudur. susuzluktan kırılan köyler her ne kadar yağmur duasına çıkaslarda işileri mikail'e kalmıştır.
değerli dedemizin dostluk üstüne yazdığı yazıya dikkatinizi çekiyor ve sizlere ve köy sakinlerine mikropsuz bir hayat diliyorum...

No comments:
Post a Comment